FETÖ soruşturmasında gizli tanık ''Boran'' , ''TUSKON Genel Sekreteri Mustafa Muhammet Günay 17-25 Aralık süreci sonrasında örgütün başarılı olması halinde Ekonomi Bakanlığına getireceği isimdir.'' dedi.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Devrim tarafından Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına ilişkin TUSKON üye ve yöneticilerine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan 120 sayfalık iddianamede, gizli tanık Boran, Berat ve Demir'in beyanlarına yer verildi.

Gizli tanık "Boran"ın ifadesinde, 2009-2013 yılları arasında Fethullah Gülen cemaatinin çeşitli birimlerinde bulunduğunu ve çeşitli görevlerde görevl aldığını anlatarak, iş adamlarıyla alakalı toplantılar ve sohbet programlarını organize ettiğini söyledi.

Bu kişinin devletin aleyhine olacak davalarda da karşı taraf için vekillik üstlendiğini ifade eden Boran, Mehmet Katar'ın Malatya Zirve Yayınevi cinayetleri, Akdeniz'e düşen Türk F-16 pilotları için açılmış tazminat davaları, Başakşehir Metrosu yapılırken mağdur olan vatandaşların tazminat davaları gibi davalarda görev aldığını söyleyerek, bu kişinin bürosunda staj gören ve hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilen tüm şahısların ayrıntılı şekilde araştırılması ve bu şahısların yaptıkları soruşturma ve baktıkları davaların yakından incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Boran, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalar sonrasında bile örgütün ayakta kalmak için faaliyetlerine  devam ettiğini söyleyerek, iş adamlarının kendilerini gizleyerek örgütü finanse etmeye, yandaş toplamaya, algı oluşturmayı sürdürdüğünü ifade etti.

"ÖRGÜT ÇOCUKLARININ İSİMLERİNİ GÜLEN KOYUYOR"

Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarının doğan her çocuğuna isim koyduğunu, bunun da örgüt içerisinde bir mecburiyet ve itaatin sınanması olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Ben çocuğuma bu usulde isim koymadığım için bana ciddi anlamda mobbing uygulandı. İsim koyma aşamasından sonra isim koyulan çocuğa 'Kıtmir Duası' denen, NT mağazalarında da satılan gümüş ve içinde ne yazdığı çözülemeyen bir nevi muska gönderilir, Kıtmir Ashab-ı Keyfin köpeğinin ismidir ve sadakati temsil eder. Bu muska gönderilmeyen örgüt mensupları ise bunu NT'den temin ederler. Örgüt lideri, her hafta yaptığı Bam Teli sohbetlerinde üç veya dört defa kıtmir ismini zikrederek mensupları üzerinde gizli ve sistemli bir şekilde efsun etkisi gösterecek ve onların bilinç altına etki edecek davranışta bulunur. Bunu tüm örgüt mensupları bilir ve yayını ilgiyle takip ederler. Bunu dinlemeyeni de kafir ilan ederler. Örgüt lideri iş adamlarına da bereket için ve cüzdanlarında peçete içerisinde muhafaza edilmek üzere 100 dolar banknot gönderir, başarılı bölgecilere de kendi taktığı takke, gömlek ve benzeri eşyasını gönderir. Örgüt mensupları bu para ve eşyanın hepsinde kutsiyet olduğunu düşünürler. 15 Temmuz tarihinde meydana gelen olaylardan sonra medyaya yansıyan ve şüpheli şahısların üstünden çıktığı belirtilen 1 dolarlık banknotlar da bu şekildedir. Örgüt mensubu kim olursa olsun, bu paraları ya da eşyayı hiçbir şekilde elinden çıkarmaz ve imha edemezler. Elinden çıkardığı takdirde başına bir felaket geleceğini düşünerek bu şekilde davranırlar."

Şüphelilerden TUSKON'un genel sekreteri olan Mustafa Muhammet Günay'ın örgütün iş adamlarına hakimiyeti konusunda en yetkili ve doğrudan Fetullah Gülen ile irtibatlı olup, ona bağlı bir şahıs olduğunu anlatan "Boran",  Fetullah Gülen'in bu şahıs hakkında; "Sabah uyandığında saçını sağa mı yoksa sola mı taraması hususunu bana soran şahıstır." şeklinde beyanda bulunarak kendisine ne kadar bağlı olduğunu söylediğini ifade etti.

"MUSTAFA GÜNAY, 17-25 ARALIK DARBESİYLE EKONOMİ BAKANLIĞINA GETİRİLECEKTİ"

TUSKON'un yaptığı bir kısım resmi programlar nedeniyle devletten aldığı hibenin yanı sıra aynı desteği sponsor firmalar ve katılımcı iş adamlarından da  aldığını anlatan gizli tanık , şu şekilde konuştu:

"Eski bakan Zafer Çağlayan TUSKON'a bu hibenin ya iş adamlarından ya da devletten alınmasına bağlı olduğunu ifade edince Mustafa Günay ile şahsi mücadelesi oldu. Mustafa Muhammet Günay bir sonraki kabinede Zafer Çağlayan'ın bakan olamayacağı ve onun bakan olmasını engelleyeceği yönünde Zafer Çağlayan ile konuşmalar yaptı. Buna rağmen bakan olan Zafer Çağlayan bilindiği gibi 17-25 Aralık sürecinde oldukça yıprandı. Bunun temelinde tamamen cemaatin çıkar savaşı ve örgütün bakanı hedef alması yatmaktadır. Zafer Çağlayan'ın devlet menfaatlerini korumak karşısında bu şekilde algıya maruz bırakılması dikkat çekicidir. Mustafa Muhammet Günay 17-25 Aralık süreci sonrasında örgütün başarılı olması halinde Ekonomi Bakanlığına getireceği isimdir. TUSKON'un düzenlediği uluslararası programlarda büyük devlet işleri ve ihaleler yine örgüte komisyon karşılığı Mustafa Muhammet Günay'ın işaret ettiği iş adamlarına verilir. TUSKON her zaman Türkiye genelinde Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde etkili rol oynamıştır. Bunu da yine örgüt liderinden gelen talimata göre Mustafa Muhammet Günay gerçekleştirir. ABD ile iletişim, lokal Amerikan hattı ve bir telefon cihazıyla gerçekleştirilerek bu hat ve cihaz tek kullanımdan sonra imha edilir."

"Boran", Mustafa Muhammet Günay'ın ayrıca her ay bir ya da iki kez ABD'ye gidip Fetullah Gülen ile görüşüp talimat aldığını dile getirerek, "Halen Etiyopya ve Almanya örgüt tarafından iş adamlarının kaçma üssü olarak kullanılan ülkelerdir. Örgüt artık Türkiye'den umudunu kestiği için hem mal varlığını özellikle bu ülkelere çıkartıyor ve hem de özellikle Almanya ve Fransa'da tescil edilen şirketleri vasıtasıyla Afrika ülkelerinde iş almaya ve bu suretle de örgüte finans sağlamaya devam ediyor." şeklinde konuştu.