Ülkemiz tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Anadolu’nun zengin toprakları Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları gibi tarihe mühür vurmuş uygarlıkları ağırlamıştır. Bu uygarlıklardan pek çok tarihi ve kültürel varlıklar miras olarak bizlere kalmıştır. Bugüne kadar pek çok yapı günümüze kadar ulaşmıştır. Bu kültürel varlıkların bize ulaşmasında sanırım her gelen medeniyetin koruma açısından bir katkısı olmuştur. Buna en güzel örnek Osmanlı’nın Bizans döneminden kalan eserlerini nasıl koruduğunu ve bize kadar nasıl geldiğini iyi analiz etmek gerekir. Ulaşabilen bu yapıların bir kısmı korunamamış ve yıkılmıştır. Gelişen ve değişen dünya düzeninde ülkeler turizmleriyle, kültürel varlıklarıyla ön plana çıkmaya başlamıştır. Avrupa da tarihi koruma maalesef bizden önce başlamıştır ve kendilerini bu alanda geliştirmişlerdir.

ESKİ YAPILARIN RESTORASYONU İÇİN ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR

Ülkemizde ise Turizmin gelişmesi ile eski yapıların önemi artmış dolayısıyla bu alanda bir gelişme yaşanmıştır. Yaşanan bu gelişme ile birlikte bir çok belediye ve kamu kuruluşları eski tarihi yapıları restorasyon ve koruma çalışması yapmaktadır. Devletimizde özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserlerinin restorasyonuna ağırlık vermiş ve bu çalışmalarını vakıflar genel müdürlüğü vasıtasıyla yapmaktadır. Ayrıca balkanlarda bulunan Osmanlı eserlerini Tika vasıtasıyla restore etmektedir. Ülkemizde tarihi eser restorasyonuna önem artmıştır fakat yanlış restorasyon uygulamaları yüzünden binaların orjinalliği ve görsellliği kaybolmaktadır. Bunda hükümetin ve belediyelerin restorasyon çalışmalarını müteahhit firmalarına vermesi büyük rol oynamaktadır. Ne yazık ki güzel bir çalışma yapılmak istenirken yapılan hatalar tarihi eserlere zarar vermektedir.

BELEDİYELER SUİSTİMAL EDİYOR

Belediyelerin reklam amaçlı kullandığı bu çalışmalar her zaman faydalı olmuyor. Örneğin Konya büyükşehir belediyesinin Kılıçaslan Köşkü’nü koruma çalışması bir takım çevreler tarafından ödüllendirilmiştir. Fakat iş icraata geçince sınıfta kalınmış bir restorasyon çalışması görmekteyiz. Cam faunosla koruma altına alınmak istenen yapı şuan üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen alınamamıştır. Bunun gibi size bir çok örnek söyleyebilirim. Maalesef kültürel varlıkları koruma bilincine yeteri kadar sahip değiliz. Bunda hükümetin kültür çalışmalarını hep ikinci plana atması ve halkın bu konularda yeteri kadar bilgilendirilmemesi etkili olmuştur.

TARİHİ ESER ZENGİNİYİZ

Ülkemiz tarihi eserler bakımından İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerle eş değer nitelikte kültür varlıklarına sahiptir. bu yüzden bizim asli görevimiz hiçbir kültürel varlığı ayırt etmeden korumasını sağlayıp gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktır. Ümit ediyorum ki ülkemiz ileriki dönemlerde bu alanda daha yetkin olacaktır ve donanımlı insanların yetişmesine ve bu alanda çalışmasına önderlik edecektir.

HABERİ KALEME ALAN: Mehmet Mertek Selçuk Üniversitesi