hayrunnisaakdas @ eguncel.net

Bu gün ön yargıları yenmeye ne dersiniz? Ya da down sedromlu bir arkadaş edinmek ister misiniz?
Şimdiye kadar çevreniz down sendromlu kişilerle karşılaşmışınızdır.
Ne düşündünüz ?
Ne kadarda bizden farklılar dediniz değil mi? Peki aslında benzerliklerimizin farklarımızdan daha fazla olduğunu söylesem…
Ve bu gün sizleri +1 farkla farkında olmaya davet etsem.

Down sendromu,( Trizomi 21); genetik düzensizlik sonucu insanın 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan genetik bir bozukluktur.

Yani bulaşacı bir hastalık değildir. İlk başta gördügünüzde çekinebilirsiniz bu normaldir. Fakat tanıştığınızda anlayacaksınız: korkularınız yersiz. Hatta tanıdıkça daha çok seveceksiniz ve anlayacaksınız ki sizden hiçbir farkları yok. Kocaman kalpleriyle bütün dünyayı sevgiyle sarıyorlar.

Ve anlıyorsun ki senden hiç de farklı değiller. Bu farkı yaratan bizleriz...

Amerikalı Down sendromlu bir çocuk olan Melissa’nın yazmış olduğu mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:


"Ben Melissa;
Ben bunu yazmaya başladığımda aslında iyi mi yapıyorum kötü mü yapıyorum diye düşündüm. Belki de hiç yazmamalıydım. Down sendromum olduğu için beni sevmeyeceğinizi düşündüm. Annem bunun çok saçma olduğunu söyledi. Şu ana kadar tanışıp konuştuğum hiç kimsenin beni Down sendromu olduğum için sevmediğini görmediğini söyledi. Haklıydı aslında. Benimle tanışan herkes beni sevmişti. Ama ben benimle tanışmayanlardan çekiniyordum. İnsanlar bana Down sendromu nedir, diye soruyorlar. Ben bir hastalık diyorum. Vücudumdaki kromozonlar ile ilgili bir hastalık. Annem bana bunu ilk söylediğinde çok korktum. İnsanların beni onlar kadar akıllı görmeyeceğini düşündüm. Onlardan daha farklı konuşup daha farklı göründüğüm için beni istemeyeceklerini düşündüm. Ben sadece herkes gibi olmak istiyordum. Keşke o kromozom denen şeyler bende de herkeste olduğu gibi olsaydı. Ama sonra gördüm ki ben buyum. Bu benim. Ve ben yaptıklarımdan gurur duyuyorum. Ben kendimi seviyorum. Herkes kadar ders çalışabiliyor, arkadaşlarıma yardım bile edebiliyorum. Down sendromu olmama rağmen aslında hayatım diğer çocukların hayatlarında çok da farklı değil. Ben de kitap okuyorum. Televizyon izlemeyi çok seviyorum. Arkadaşlarımla müzik dinliyorum. Hatta yüzüyorum, okulda çok eğlendiğim bile oluyor. Büyüyünce ne iş yapacağımı düşünüyorum. Kiminle evleneceğimi bile hayal ediyorum. Bazı derslerim diğer çocukların dersleri ile aynı ama bazıları farklı. Matematik ve biyoloji derslerini seviyorum. Diğer çocuklardan daha farklı olarak öğretmenlerimiz bizimle daha çok ilgileniyor çünkü bizim öğrenmemiz o kadar kolay olmuyor. Dersler dışında da bazı farklarımız olabiliyor. Mesela ben kolay kolay bisiklet süremiyorum. Olmuyor. Ama bunu kabul ettim, hayat sadece yapamadığımız şeylerden oluşmuyor. Ben yapabildiğim her şeyi çok seviyorum. Birkaç şarkı sözü yazdım ve bunları da arkadaşlarıma verdim. Onlar da şarkıları söylediler. Bunları kaydettik. Arkadaşlarım ve aileme dinletiyorum, çok seviyorlar. İleride şair veya şarkıcı olmak istiyorum. Aslında ikisini de istiyorum. Şu anda başka birileri benim yazdığım şarkı sözlerini söylüyor. Ama belki ben de bir gün kendim şarkı söyleyeceğim. Buna inanıyorum. Bir gün aynaya baktım ve kendimi gördüm. Ama çok ünlü bir şarkıcı olmuşum! Belki de olacağım, buna inanıyorum. Diğer çocuklar kadar her söyleneni hızlıca anladığım doğru değil. Maalesef bana biraz daha yavaş söylenmesi gerekiyor hatta birkaç kere söylenmesi gerekiyor. Bu benim suçum değil, dedim ya o kromozomlar falan. Ama yavaş olması olmamasından iyi. Bıkmadan dinleyip öğrenmeye ve anlamaya çalışıyorum. En sonunda da gerçekten oluyor! Başkaları ile tanışmayı çok seviyorum. Hem down sendromu olan diğer insanlarla hem de olmayanlarla. Onlara bir şeyler anlatmak çok zevkli. Hiç sıkılmıyorum başkaları varken. Yalnızken biraz sıkılıyorum. Belki de bu yüzden şarkı sözü yazıyorum. Yazdığım sözler hep duygularla ilgili, yaptığım şeylerle ilgili değil. Aklıma geleni yazıyorum, içlerinden çok güzel şeyler çıkıyor. Bu hastalığı yani Down sendromu olduğumu değiştiremem. Yok, etmem mümkün değil. Ama insanların bana karşı davranışlarını değiştirebilirim. Beni daha çok sevip, benimleyken sıkılmayıp eğlenmelerini sağlayabilirim. Bu sefer ben de eğlenmiş oluyorum çünkü. İnsanlardan istediğim şey beni böyle kabul etmeleri. Onlar öyle ben böyle. Ama en çok istediğim şey yeni arkadaşlar.

Bazen onlara bakıyorum ve diyorum ki, eğer bende bu Down sendromu olmasaydı ama Down sendromu olan bir çocukla arkadaş olsaydım, ondan sıkılmazdım ve ona bir şeyler öğretmek isterdim. Çünkü bence öğretmek de öğrenmek kadar zevkli bir şey..."

Şimdi anlayabildiniz mi ne demek istediğimi; tek arzuları kabullenilmek. Hayatınızda onlara da yer açabilirisiniz. Çünkü her biri tanışmaya değerler ve kesinlikle bizden farklı değiller öyle de hissetmemeliler. Sevginizi gösterin fırsat ve size geri dönüşünü izleyin.

Ve unutmayın gerçek dostlar kromozom saymazlar…